A Person

May 18

Benim Görüşüm

Birey olmak ,ayakların üstünde durmak önemli şeydir.Karar vermekse değildir,karar bir eyleme dönüştüyse ancak bir anlam kazanır ve çevreniz tarafından saygı duyulmasına sağlanır.Ama en zoru ve önemlisi yaşınız kaç olursa olsun,kendinizi ne kadar geliştirmiş ve yetiştirmiş olmanıza rağmen diğerlerini objektif bir şekilde dinleyip anlamaya çalışmaktır.Yeni düşüncelere açığım demekle açık olunmuyor.Gerçekten açık fikirli olmak zor meziyettir.Her yiğidin harcı değildir.Öyle olduğunu düşünen insanların%80 inin öyle olmadığını her türlü ispatlayabileceğim konusunda kendime olan güvenim tam.Bir kere biri size fikrini söylediğinde doğrudan kendi fikirleriniz aklınıza geliyorsa ve karşınızdakinin fikirlerini desteklemek ya da çürütmek üzerine düşünce silsilesiyle karşılaşıyorsanız,Siz açık görüşlü değilsiniz ve eminim ki bu yazımı okuyacak her kimse,kendini eleştirmek yerine ilk önce kendi fikrine uyup ya da karşı çıkıp çıkmadığımı tartacaktır.Ne üzülerek ne acıyarak ne de gurur duyarak söylüyorum,sadece gerçek olan şu ki biz basit bir kek yeyip zevkten dört köşe olan insanlar içinde var olmayan malzemeler aramakla zamanını geçiren yine bir o kadar basit canlılarız.Ahlaklı olmak ya da olmamak bir yana sadece aradığımız kendi huzurumuz ya da hazzımız ,ya tümevarım ya da tümden gelim o ya da bu kendi iç huzurumuz sağlayacak değerler ya da zevkler arıyoruz ve bunun hiç bir yerinde kendimizden önce düşündüğümüz ne bir varlık ne de değer var.İşte bu yüzdendir ki ne zaman ki kendimizle huzur buluruz işte o zaman Açık görüşlü oluruz.

Apr 18

Ben ve Benler

Bir yerde okuduğuma eminim bu cümleyi,bir ben var benim içimde benden öte diye…ama hiç bir hikayeye oturtamıyorum ne de bir çağrışım yapıyor öncesi ya da sonuyla ilgili..sadece sessizliğin içinde yankılanan çan sesi gibi beynimde.Belki benim verdiğim bazen bir mücadele bazense anlamla çabalarına bir cevap olduğundandır.Bu kadar derin ve baskın olması.Benim içimde 3 tane ben var.Artık bundan eminim,biri zeki çok mu az mı bu kısmını hala çözemedim ama normalden daha hızlı anlıyor,hemen yorumlayabiliyor.Tam bir ‘siz giderken ben dönüyordum’ tavrında biri.Yaşanmışlıklarını ,dinledikleri ve gözlemledikleriyle harmanlıyor.Bazen okudukları da birer anıymışcasına derin bir özümsemeyle karşılaşıyor.Ancak insanları pek sevmiyor,bu ben.Bakınca yanlışları gözüne batıyor,ayna onun için herhangi bir metadan başka bir şey ifade etmiyor.Bazen sevmemesi nefrete dövüşüyor,bazense aşağılama.İşte o an dizginlercesine bu karanlığı.Diğer ben sahneye çıkıyor,o çok narin,duygusal ve saf.Küçük restler onu mutlu ediyor,hep bir yarınlara umutlu,yanlışların kendinde de var olduğunu kabullenerek herkesten çok herkesi düşünüyor.İnsanların onu sevmesini istiyor.Fakirin bir lokma ekmeğe özlemini içinde taa derinden hissediyor,hastanın ilaca ihtiyacını en az onun kadar iyi anlıyor.Çoğu zaman mutluluk ve hüzün aynı şekilde dile geliyor onda.Bir çift gözyaşı akıyor yanaklarından aşağı.Asıl bana gelince ben bunların arasında birşeyin ne birine ait hissediyorum kendimi ne de ayrı.Birinin baskınlıgını duymadan ama bir o kadar da alma çabasından uzak yaşamaya çalışıyorum.Tepkiler çoğu zaman içgüdülerle gelmişcesine keskin fakat kopuk.Kaç adım öncesinde oluşmuş bu tehlike ya da hissedilmiş bu sıcaklık hiç bir ipucu yok.Sorgulamalarım hep bir yarım.Bu yüzen yine çoğu zaman dediğim gibi beklemekteyim.

Apr 08

Karmaşa

İnsanın nasıl bir varlık olduğu her zaman sorgulanmış,farklı cevaplar ve yeni sorulara gebe olmuştur.Ancak hiç bir zaman gerçeğin ne olduğu gizemin ürkütücü aralıklarından dışarı adım atamamıştır.Sorun kendi içinde cevabı taşır mı,yoksa cevap gibi görünen sadece sorunun varlığını ispatlayan kısa ve kısır bir döngü müdür?Var olmamızın nedenlerini dışarıda aramak yerine kendi içimizde mi bulmalıyız?Ya da bu sebep gerçekten bulunması gerekli midir?Bir kitapta okumuştum(dini hikayelerden oluşuyordu,hadislerin kısaca olaylarla anlatılmasıydı diye hatırlıyorum)Orada şöyle bir cümle vardı”Biz insanlara bilmesi gereken kadarını verdik,daha fazlası gerekli değil ve çok soru sormak iyi değildir.”Böyle yazılınca belki çok dikdatif bir şey gibi dursa da hikaye böyle demiyordu.Birinin kıyafetini beğenen bir kadın vardı ve kıyafetle ilgili o kadar soru soruyordu ki.Bir süre sonra sorular amaçsızlaşıyordu.Kadın konuya nasıl geldiğini,aldığı en son cevabın konudan ne kadar da uzak olduğunu anlamıyordu.İnsanlarda böyle sorular kuruntularla bezendikçe yolundan saparlar,cevabını aslında öğrenmek istediğinle alakası olmayan yerlerde bulurlar kendinlerini.Bilmemek her zaman kötü ya da cehalet göstergesi değildir.Cehaletin ilacı eğer bilmek ise,bu bilgi nerede duracağını ne ile tatmin olacağını bilmektir.

Apr 01

Yalnızlık

Yanında kimse olduğunu hissetmekle başlar,yalnızlık.Histir o,çünkü her zaman yanınızda ,olmadı yan dairenizde,kapınızın önünde,telefonun ucunda ve ya internetin karşısında birileri vardır.Belki anlattıklarınızı çok iyi anlayacaklardır,belki de hiç, belki de az da olsa bir yerlerinden yakalayacaktır hikayenizin.Bunların hiçbiri önemli değil,hani baktığınızda hiç yorum yoktur ya da gerçekten çekilip hayatınızdan şöyle bir pencerenin dışından baktığınızda fındık kabuğunu doldurmayan olaylar dizisinin içindesinizdir.Ama o an gelir çatar, yoklukla varlık arasında ince çizgide olan o sorunların belirsizliği bile üstünüzde tonlarca ağırlık haline gelir.Nefes almakta zorlanırsınız,yok olmak gelir içten,o an tek istediğiniz dünya üzerinden silinmektir.Orada ya da burada olmak bir anlam ifade etmez.Beyninizin kontrolü yoktur,Ruhunuz şaha kalkmıştır.Telefonu elinize alır,rehberde numaraları incelersiniz.Belki parmaklarınızı geçecek sayıda çok dostunuz vardır ama gitmez eliniz tuşlara.Anlamaz der içten gelen derin ve yılmış bir ses,senin bile anlam veremediğin bu duyguları nasıl anlatacaksın ona der.O an dank eder kafana,yalnız mıyım ben yoksa?.Ama benim dostlarım var beni seven,yanımda olan,her sıkıntım da yanımda duracak olan.Sonra bir ampul kafanın üzerinde,ihtiyacın olan bu değil ki ey acınası saf ruh,sen söylemeden hissedecek,sözlerine gerek kalmadan yaralandığını duyabilecek,sen istemiyorum desen de yanından ayrılmayacak birileri.Hani daha çok filmlerde görürüz ya.Git dersin gitmez,Sarar seni,kollarını sonuna kadar açar,sende bir o kadar kendine yakın tutarsın.Sonra kırar o senin o incecik çelikten yapılmış savunmanı.İşte o gerçek dosttur.Hayatında böyle biri varsa asla onu bırakma ve değerini bil…

Mar 24

[video]

Anlamsızlıklar

Her nedense ille de bir kısım insana kendini bir türlü yarandıramayacağın bir toplum düzeninde yaşamaktayız.İlle de birine doğru gelen giderine yanlış geliyor,biri severken diğer taraf nefret ediyor,ya da hoşlanmıyor.Sanki gelen geçen kuralların hepsi yok olmuş her hareketin altında neye göre kime göre imgesi yer almakta.Bu hem yetişmekte olan hem de gelecek nesiller için akıl almaz çelişkilere,kendi olmamaya yol açıyor,açacak da.Bir taraf ille de baskın çıkmakta,diğer tarafta onun ya zulmünden kaçmakta ya da beğenisi/arkadaşlığını kaybetmemek için kendini bastırmaktadır.O insan haklarından bahseden,özgürlük uğruna yakarım yıkarım diyen insanlar bunu yapmıyor mu? En çokta onlar yapıyor,bir ideolojiye inanmak onun için bir şeyler fena etmek kötüdür demek değil söylediğim tabi ki,insan kendi yoldaşlarını seçer,benzer fikirde olanlarla hayatını geçirmek ister ama sizi takdir eden,örnek almak  isteyen ya da gözlemlemek isteyen diğer insanları benzer özelliklere sahip olmadığınız için aşağılarcasına engellemek nedendir? Nerede kalır özgürlük söylemleri, yoksa siz sadece özgürlüğün bir hükümet/devlet yönetimi altında kalmak,bir sahip tarafından alı koyulmak mı olduğunu sanıyorsunuz?

Mar 23

[video]

Mar 17

enochliew:

Norddeutsche Landesbank by Behnisch Architekten
The building serves as an important linking element between the various activities which define the neighbouring quarters of the city: retail, commercial, residential, cultural, sport and leisure.

enochliew:

Norddeutsche Landesbank by Behnisch Architekten

The building serves as an important linking element between the various activities which define the neighbouring quarters of the city: retail, commercial, residential, cultural, sport and leisure.

(via deadpoetsocietea)

Var mı doğrusu

Daha önce başka bir yazımda da demiştim.Genel gerçek kuralları haricinde,doğru tartışılabilir ancak kesin bir sonuca bağlanamayacak bir kavramdır.En azından ben böyle  olduğunu düşünüyorum.Otursak belki günlerce yorulma bilmeden tartışırız bu konuyu,şimdi biri sizden istedi diye ona iyilik yapmak doğru mudur yoksa yanlış mıdır? Yoksa bunların arasında var olan ancak tanımlamadığımız bir değerde var mıdır?Sana göre doğru olan ancak bana göre doğru olmayan şey ille de yanlış mıdır?Farz edelim ki,tanıdığınız biri sizden onun için anı defterine yazı yazmanızı istedi (tam ilkokul işi gibi oldu ama neyse artık),ama onla ilgili aklınızdan iyi geçen bir şey yok,yazmasanız ayıp,üzülür sonra.Yazarsanız da ne yazacaksınız ki,o bilmiyor mu bir şey paylaşmadığınızı,neden sizi öyle zora sokuyor ki.Anlamsız hareketler değil mi bunlar diyeceğim ağıra kaçmış olacak.Ancak yazmam kararım bir yanlış mıdır?

Mar 15

“Yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında, zorlama kendini. Hayat rahat ve anlayışlı insanlarla Ve hayat hak ettiği gibi yaşandığında güzel. Ve unutma ; Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.”